The Dreamers: Neey, Ensest mi?

Issız Adam'ı izlemiştik o gün. Biraz beynimiz bulanmış, sinema zevkimizin içine edilmişti. Gittikçe negatifleşen durumu en azından sıfırlamak için bir Bertolucci filmi açalım dedik ve The Dreamers'ı izledik sonra. Sıfırlamak ne kelime, sinema yeniden anlam buldu belki de o gün için.

1968 yılının Paris'indeyiz. Aileleri tatile gidince evde yalnız kalan ikiz kardeşler Isabelle ve Theo, Paris'e Fransızca öğrenmeye gelmiş olan Matthew'i evlerine davet ederler. Birlikte yaşadıkları bu süreçte birbirlerini, tutkularını ve saplantılarını keşfederler. Kurallarını kendilerinin koydukları oyunlar oynayarak cesaretlerinin sınırlarını test ederler.


Isabelle ve Theo sinemaya aşık iki kardeş. Bu yüzden de film boyunca oynadıkları oyunlarda sinema tarihinin en önemli sayılabilecek filmleri referans gösteriliyor. Film bittikten sonra izlemediğin bütün referans filmlerini izlemek isteyebilirsin; işte listesi. Ayrıca müzik ve edebiyattan yapılan referanslarla film daha da zengin bir hale geliyor.

Filmi izleyenlerin üzerinde en çok durduğu konu ensest ilişki. İki kardeşi çırılçıplak birlikte uyurken, ya da küvette otururken gören izleyicinin aklına başka ne gelebilir ki? Ben anne karnında çıplak başlayan yolculuklarına giyinik ve ayrı devam etmeleri için bir sebep göremiyorum. Hepimiz kendi vücudumuzu karşı cinste keşfediyorsak bu ikiz kardeşlerin bu konuda doğuştan şanslı olduğunu düşünüyorum hatta. Bertolucci, filmin içine eleştirel biz göz olarak Matthew'i yerleştiriyor bence. Matthew, ortalama bir izleyiciyi temsil ediyor orada. Ancak Matthew duruma alıştıkça biz de alışmaya, daha az sorgulamaya başlıyoruz. İnsan ilişkilerine, kardeşliğe, aşka ve cinselliğe başka bir açıdan bakabileceğimiz bir pencere olabilir The Dreamers.

Filmin arka planında 68 olaylarını da izliyoruz. Bertolucci, bunun politik bir film olmadığını vurgulamak için bu görüntüleri yalnızca fon olarak kullanıyor. Ancak odaklandığı üç gençle birlikte dönemin gençliğinin fikirlerine ve davranışlarına da ayna tutuyor tabii ki.

Bertolucci şöyle diyor; “Bazı yönlerden The Dreamers hatırlatıcı bir görev üstleniyor, bir şarkı ya da birden ortaya çıkan güneş ışığı gibi. Bütün gençliğin sabahları inanılmaz beklentilerle kalktığı bir dönemi hatırlatıyor. Belki de bugünkü gençleri, geleceklerini düşündüklerinde melankolik bir hal aldıklarını gördüğüm için onlara geleceğin belirsiz fakat olumlu olduğu bir dönemi hatırlatmak istedim.”


Son olarak Matthew rolünde izlediğimiz Michael Pitt'in kusursuz oyunculuğuna özellikle dikkat çekmek istiyorum. (Dudaklarına rağmen) Eva Green ise her zamanki gibi çok ihtişamlı. Evet evet hepsi de çıplak. Hadi izle.

Hiç yorum yok:

Bana Yaz

Ad

E-posta *

Mesaj *