Postcrossing İle Dünyayı Gezmek (!)



Bir yabancıya en son lisedeyken mektup atmışımdır, o da okuldan aldığımız mektup arkadaşı adresine işte. Zaten bir kere cevap gelir, sonra kesilir o mektuplar. Seni hiç tanımayan birine kendini anlatmak mektupla çok kolay ve zevkli olabiliyor. Tabii devam ettirebilirsen.

Ama kartpostal daha başka. Kendini anlatmak için ne kadar az zamanın ya da yerin varsa, o kadar stresli ve heyecanlı olabiliyorsun. Can sayesinde başladığım kartpostal gönderme merakı, artık bende bir zevke dönüştü. Öyle ki, düğün davetiyemizi bile kartpostal olarak gönderdik kutulara. Birileri "kartın geldi, oley!" dediğinde dört köşe oluyorum sevinçten. 

Uzaklardayken sevdiklerine ya da uzaklardaki sevdiklerine kartpostal göndermek seni tatmin etmiyorsa, gel sana biraz Postcrossing'den bahsedeyim. Ücretsiz üye olabileceğin bu sitede istediğin zaman adres talep edebiliyorsun. Dünyanın herhangi bir yerinden, öylece birini seçip, adresini veriyor sistem sana. O kişinin profiline girip nasıl kartlardan hoşlandığını, zevklerini, ilgi alanlarını da inceleyebiliyorsun. Kartpostal geleneğini sürdüremediğimizden ortalıkta güzel kartlar bulmak çok zor, o yüzden genellikle kişiye özel kart gönderemiyorum ben maalesef. Gittiğim yerlerden aldığım kartları ya da burada bulduğum eski İstanbul, Osmanlı, Atatürk vb konulu kartlar gönderebiliyorum.

Sen de profilinde zevklerinden bahsedebilirsin, karta yazılmasını istediğin şeyleri bile belirtebilirsin. Mesela ben, bana kart göndereceklerden, yaşadıkları ülkenin en meşhur yemeğinden bahsetmelerini istiyorum. Kendi dilinde bir cümle yazmasını isteyebilirsin, Türkiye'yle ilgili bildiklerini sorabilirsin, hava nasıl, diyebilirsin... Çeşitlendirmek mümkün. Postcrossing'i bir süre Gezi direnişini dünyaya duyurmak için kullandığımı da saklamayacağım. Dünyanın çeşitli yerlerinde #direngezi dolaşıyor, ne heyecan verici!

Yasaklarlar, engellerle dolu bir gelecek başlamadan önce sesini bir yerlere duyurmak, kendini kusana kadar anlatmak, dünyayla iletişimin henüz kesilmeden önce birilerinin posta kutusunu sevindirmek istiyorsan Postcrossing'i mutlaka denemelisin. Şu benim profilim: http://www.postcrossing.com/user/rememberthefifth

Bu da bizim kartpostal kutumuz.



Tere Değil Belki Ama Ter Kokusuna Son

Benim bir projem var, yeni belediye başkanına bu projemden mutlaka bahsedeceğim. Metroya girerken geçtiğimiz turnikeler biraz daha yükseltilmeli, demir çubukları ter kokusunu önleyen roll-on'lardan oluşmalı; yazın akbili basan koltuk altı temizlenmeden metroya girememeli.

Kim ter kokusu için hangi çözümü kullanıyor, bilmiyorum; ama ben yıllardır Lady Speed Stick denen mucizeyle kokmadan yaşıyorum. Hiçbir mum ya da roll-on, o jel kadar faydalı değil bence. Ancak bir gün bir yazı okudum ve kokuşmamak için kullandığımız bütün o ürünlerin içindeki kimyasalların meme kanserine sebep olabileceğini öğrendim. Hayatın boyunca ter kokmayı, kanser olmaya tercih edersin sanırım; ben ediyorum. 

İnternette biraz araştırma yaptım; tamamen doğal ürünlerden kendi koku önleyicini yapman da mümkün, ama ben daha kolay bir yol aradım, satın almak gibi. Sonra Gratis'ten şu aşağıda görülen miniği alıp denedim. İçinde doğal mineral tuzlardan başka hiçbir şey yok. Her türlü yapay kokudan nefret eden birisi olarak beni en sevindiren kısmı ise parfümsüz olması.



Bu ürün sana terlememe garantisi vermez elbette, insansın, terle. Geçen gün teyzemden öğrendiğim kadarıyla insanın teri kokmuyormuş zaten, oradaki bakteriler koku yapıyormuş. Bu tuz da oradaki bakteri oluşumuna karşı vücudunu koruyor işte. Kokusuz ve renksiz olduğu için, kadın, erkek, genç, yaşlı herkes kullanabilir. Tek yapman gereken tuzun kafasını biraz ıslatmak ve sürmek, o kadar.
  

Kanser tedavi merkezlerinin de tavsiye ettiği bu doğa dostu tuzu gözüm kapalı kullanmaya devam edeceğim. Biraz daha yeşil yaşamak için ayıracağın 5-6 liran varsa sen de gel.

Bana Yaz

Ad

E-posta *

Mesaj *